Sik kullanilanlara ekle
Sağ alt köşedeki saate bakın hazirlayan ve sunan Macho_M muratus
VISALLDEN GELENLER - YA SENDE OLMASAYDIN - Blogcu

AŞK...

Aşk,şiirler yazdırır...

 

 

şair e
 

der insanı...
 

Ama...

 

Aşk...

Allah için olunca...

Sevgi...

 

Allah için olunca anlam kazanır...

 

Aşk yüreðin hitabıdır divanenin hesabıdır

 

Aşk şiirin kitabıdır yazabilene ne mutlu...

 

 

 

Aşkı O'nunla yaşamaktır

 

Deryalarda O'nu farkedebilmektir...

  

Ebediyen bu yolda sevdalanmaktır...

  

Sevdanı yüklendim, yüklendikçe hafiflendim

 

Kalbimi kalp yaptı derin Aşkın...

  

Hasret atım olmuş, dört nala hız almışım

 

Hep birincidir senin Aşkın...
 

Aklımdayken aklıma gelirsin

 

Derece derece artar Aşkın..
 

ılham yaðmurlarında gezip ıslanmışım

 

Gözyaşım buhar, kalır Aşkın...


 

Ruhumdaki kapıdan sana varmışım

 

Kapandıda gözlerim, göründü AşKIN..

Yorum (yok) Yorum yaz!

DUASIZ ÜŞÜR YÜREKLER

Duasız üşür yürekler
Sana bir dua eden olsun
Sen birine dua et!
Duasız üşür yürekler...

Biliyor musun?..
Başkasına dua ettiginde, aslında sen kendine dua ediyorsun!
Ne kadar çok kimse için dua edersen, o kadar çok KAZANIYOR YA DA KAYBEDIYORSUN!

çünkü melekler,
Duan, rahmet ve hayr ise: " Bir misli de sana olsun, amin",
Duan zulmet ve ser ise: " Bir misli de sana olsun, amin" derler...

Dua, içimizle muhasebe olunacagımız bir SIR dır..
Bir ayine gibidir tıpkı, içimizi yansitir bize..
Rabb'e sunulan bir arzuhaldir dua, geri döner bize o kapılardan yüregimizce..

Hep hayra dua edenlerin, maddeten ve manen hayirlara ermesi, serre dua
edenlerinse, rahmetten mahrum kalması bundandır işte..

Duasız üşür yürekler bil!..
Sana bir dua eden olsun
Sen birine dua et!

Bilmezsin hangi kırık gönlün duasıdır karanlıklarını aydınlatan, sana ummadık
kapılar açan..
Bilmezsin kimin için ettigin duadir, seni böyle ayakta tutan...

Hiç üsümesin yüreklerimiz için,
Dualarda bulusalım..
Daim dualasalım..

Allahın o guzel selamı hepimizin uzerine olsun...

"Kullarım Beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben (onlara) pek yakınım. Bana
dua ettiði zaman dua edenin duasına cevap veririm. öyleyse, onlar da Benim
çaðrıma cevap versinler ve Bana iman etsinler. Umulur ki irşad (doðru yolu
bulmuş) olurlar." (Bakara Suresi, 186)

evet duasız üşür yürekler ;yüreklerimizin üşümemesi duasıyla

Yorum (yok) Yorum yaz!

KUR'AN AHLAKINDA MÜSLÜMAN ERKEK KARAKTERİ

Günümüzde insanlar, özellikle de gençler birçok insanı kendilerine örnek almakta, onların tavır ve konuşmalarına, üsluplarına, giyim tarzlarına özenmekte, onlar gibi olmaya çalışmaktadırlar. Ancak bu insanlar arasında güzel ahlak taşımayan kişiler olduğu için, onları taklit eden gençlerde de aynı tavırlar görülmektedir. Örneğin bu gençlerin bazıları mafya babalarına özenmekte, bazıları insanları kolayca öldürdüğü halde film gereği iyi adam rolündeki karakterleri örnek almakta, kimileri de kendilerine yabancı bir kültürün olumsuz yönlerini bütünüyle taklit etmeye çalışmaktadır.

Kuran ahlakının yaygın olarak yaşanmadığı bir toplumda insanların karakterini belirleyen başka etkenler de vardır. Buna bir örnek olarak 'erkek adam dediğin...' diye başlayan anlayış verilebilir. Bu mantığa göre, erkek karakterinin ilk prensibi daima “üstün” olmaktır. Bu anlayışa sahip toplumdaki diğer etkenler de zaten erkeğin bu üstünlük iddiasını destekleyecek niteliktedir. Kısaca, bu ve buna benzer mantıkların sonuçları, gençleri gerçek anlamda sevgi, saygı, merhamet gibi üstün ahlaki özelliklerden uzaklaştırmaktadır. Tüm bunların yanında gençlere verilen eğitimin de önemli bir yeri vardır. Bu da zaman zaman “haklı olanın değil güçlü olanın üstün olduğunu savunan, zayıf ve aciz insanların toplumdan silinmesini öngören, insanlara şefkatsizlik, acımazsızlık, çıkarcılık telkini yapan” Darwinist öğretilerin gençlere sistematik olarak telkin edilmesidir.

En Güzel Örnek Peygamberlerimizdir

Bir Müslümanın, tavrına ve ahlakına özenmesi, benzemek için çaba göstermesi gereken kişiler peygamberlerimizdir. Rabbimiz, Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)’in güzel bir örnek olduğunu bir ayette şöyle bildirmektedir:

Andolsun, sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resûlü'nde güzel bir örnek vardır. (Ahzab Suresi, 21)

Peygamberimiz (sav)'i görmemiş olsak bile, Kuran ayetlerinden ve hadis-i şeriflerden, güzel tavırlarını, konuşmalarını, gösterdiği güzel ahlakı tanıyabilir, ona benzemek, ahirette onunla yakın bir dost olabilmek için elimizden gelen çabayı en fazlasıyla gösterebiliriz. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) gibi diğer peygamberler de, Allah'ın müminler için örnek kıldığı, Allah'ın razı olduğu kişilerdir. Allah, Yusuf Suresi'nde şöyle bildirmektedir:

Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır... (Yusuf Suresi, 111)

Hz. Muhammed (sav)'in Örnek Üslup ve Tavırları

Peygamberimiz (sav)'in çok güzel bir ahlaka sahip olduğunu Allah Kuran'da bildirmiş ve şöyle buyurmuştur:

Gerçekten senin için kesintisi olmayan bir ecir vardır. Ve şüphesiz sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin. (Kalem Suresi, 3-4)

Büyük Islam alimi Imam Gazali, hadis alimlerinden derlediği bilgiler ile Peygamber Efendimiz (sav)'in çevresindekilere karşı tutumunu şöyle özetlemiştir:

"... Huzurunda oturan herkese mübarek yüzünden nasibini verir, iltifat buyururdu. Bu yüzden huzurundaki herkes onun nezdinde kendisinden daha değerlisi olmadığı düşüncesine kapılırdı. Evet onun oturuşu, dinleyişi, sözleri, güzel latifeleri ve teveccühü hep nezdinde oturanlar içindi. Bununla birlikte onun meclisi haya, tevazu ve emniyet meclisiydi.

... Kendilerine ikram ve gönüllerini hoş tutmak için sahabelerini künyeleri ile çağırır, künyesi olmayanlara künye bularak onunla hitap ederdi.

Öfkelenmekten son derece uzak ve bir şeye çabucak rıza gösterendi.

Insanlara karşı insanların en şefkatlisiydi. Öyle ya, insanların en hayırlısı insanlara hayrı dokunan, insanların en yararlısı da insanlara faydalı olandır."1

Müslüman Erkek ve Müslüman Kadinin ortak özellIklerI


Elbette ki peygamberlerimizin örnek alınması gereken tavırları yalnızca erkekler için geçerli değildir. Mümin erkek ve mümin kadının ahlaki özellikleri ve sorumlulukları ortaktır. Allah bu durumu Kuran'da şöyle bildirir:

Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler. Iyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah'a ve Resûlü’ne itaat ederler... (Tevbe Suresi, 71)

Şüphesiz, Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mü'min erkekler ve mü'min kadınlar, gönülden (Allah'a) itaat eden erkekler ve gönülden (Allah'a) itaat eden kadınlar, sadık olan erkekler ve sadık olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, saygıyla (Allah'tan) korkan erkekler ve saygıyla (Allah'tan) korkan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah'ı çokça zikreden erkekler ve (Allah'ı çokça) zikreden kadınlar; (işte) bunlar için Allah bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır. (Ahzab Suresi, 35)
 

Adaleti

Peygamberimiz (sav) hiçbir zaman adaletten taviz vermemiştir. Allah’ın "Rabbim adaletle davranmayı emretti…" (Araf Suresi, 29) ayetinde bildirdiği gibi, her devirde tüm insanlara örnek olmuştur.

Konuşma Üslubu

Peygamber Efendimiz (sav)'in konuşmaları her zaman insanlara Allah'ı, O'nun gücünü ve büyüklüğünü hatırlatan, daima Allah'a çağıran, insanlara Allah'ı sevdiren ve O'ndan korkup sakınmalarına vesile olan bir üslupta olmuştur. Peygamberimiz (sav)'i örnek alan Müslüman erkeklerin de her konuşmalarında Allah'ı unutmadıkları belli olmalıdır.

Ayrıca onun sünnetine uyanlar onun gibi insanları uyaran ve onlara müjdeler veren kişiler olmalıdırlar. Nitekim Peygamberimiz (sav) de ümmetine müjde verenlerden olmalarını şöyle buyurmuştur:

"Kolaylaştırın, güçleştirmeyin. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin. Birbirinizle iyi geçinin, ihtilafa düşmeyin."2

Insanların beğendikleri ve övdükleri ne kadar ahlak özelliği, davranış biçimi ve meziyet varsa bunların tümü zaten din ahlakının gereği olan özelliklerdir. Yüce Allah'ın emir ve tavsiyelerine uyan kimse hem Rabbimiz'in hoşnutluğunu kazanır hem de çevresindeki tüm insanların sevdiği ve saydığı bir kimse haline gelir.

Nezaketi ve Hoşgörüsü

Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav), son derece ince düşünceli, nezaketli, sabırlı, bu kişilere hoşgörü ile yaklaşan, içli ve çok medeni bir insandır. Sahabelerin birçok rivayetinde de Peygamber Efendimiz (sav)'in nezaketli, ince düşünceli tavırlarına örnek verilmektedir. Peygamber Efendimiz (sav), hem bir peygamber olması, hem de bir devlet başkanı olması itibariyle, her kesimden insanla sürekli irtibat halinde olmuş; devlet ve kabile reislerinden zengin kimselere, fakir, zayıf, kimsesiz yetimlerden kadın ve çocuklara kadar herkesle görüşmüştür. Tüm bu sosyal yapıları, yaşayış tarzları, huyları, alışkanlıkları birbirinden tamamen farklı olan insanlarla, her alanda iyi bir diyalog kurmuş, hepsinin gönlünü hoş tutmuş, her birine karşı nezaketli, anlayışlı, sabırlı ve güzel bir tavır göstermiştir.

Peygamber Efendimiz (sav)'in evinde yetişen ve yıllarca ona hizmet eden Hz. Enes (ra), Peygamberimiz (sav)'in eşsiz nezaketini şöyle anlatmıştır:

"Sahabelerine güzel unvanlar verirdi. Hz. Ali'ye 'Ebû Turab', bir başka Sahabisine 'Ebû Hüreyre' gibi lâkaplar vermişti. Onlara şeref kazandırmak için, hoşlarına giden isimle çağırırdı."

"Kimsenin sözünü kesmezdi. Konuşmasını yarıda bırakmazdı. Konuştuğu kişi sözünü bitirmeden yahut gitmek üzere ayağa kalkmadan sohbetine devam ederdi."3

Hz. Ibrahim'in Misafirperverliği
Rabbimiz’in Kuran'da haber verdiğine göre, Hz. Ibrahim'e insan suretinde gelen melek elçiler onun evinde konuk olmuşlardır:

Sana Ibrahim'in ağırlanan konuklarının haberi geldi mi? Hani, yanına girdiklerinde: "Selam" demişlerdi. O da: "Selam" demişti. "Yabancı bir topluluk." (Zariyat Suresi, 24-25)

Andolsun, elçilerimiz Ibrahim'e müjde ile geldikleri zaman; "Selam" dediler. O da: "Selam" dedi (ve) hemen gecikmeden kızartılmış bir buzağı getirdi. (Hud Suresi, 69)

Görüldüğü gibi Hz. Ibrahim, gelen konukların farklı kişiler olduklarını hemen anlamıştır. Buna karşın hiç tanımadığı bu konuklarına karşı çok üstün bir misafirperverlik örneği göstermiş, hemen çok güzel ikramlarda bulunmuştur. Hz. Ibrahim'in tanımadığı misafirlerine hemen ikramda bulunması, onun üstün ahlakının bir tecellisidir. Ikramın, misafirlerden bir talep gelmeden yapılması, Müslümanların örnek almaları gereken ince düşünce özelliklerinden biridir. Hz. Ibrahim'in gösterdiği ince düşünce örneklerinden bir diğeri de, bu ikramı sezdirmeden hazırlamasıdır:

Hemen (onlara) sezdirmeden ailesine gidip, çok geçmeden semiz bir buzağı ile geldi. Derken onlara yaklaştırıp (ikram etti); "yemez misiniz?" dedi. (Zariyat Suresi, 26-27)

Hz. Musa'nın Güvenilirliği

Hz. Musa, Firavun ve kavmini terk ettikten sonra, Medyen'e doğru yönelmişti. Medyen suyunda hayvanlarını sulayamayan iki kadın gördü. Kadınlar çobanlardan çekiniyorlardı, bu nedenle onların yanına gidip sahip oldukları sürüyü sulayamıyorlardı. Fakat, Hz. Musa'nın ayetlerde anlatıldığı üzere, son derece güvenilir ve nezih bir görüntüsü vardı. Bu nedenle kadınlar onunla konuşmaktan çekinmediler. Kadınlar Hz. Musa'ya hayvanlarını sulamaya kendilerinin gitmek zorunda olduğunu çünkü babalarının yaşlı bir kişi olduğunu, ancak çobanlar olduğu için sürülerini sulayamayacaklarını anlattılar. Bunun üzerine Hz. Musa kadınlara yardım edip onların hayvanlarını suladı:

Medyen suyuna vardığı zaman, su almakta olan bir insan topluluğu buldu. Onların gerisinde de (hayvanları su başına götürmekten çekinen) iki kadın buldu. Dedi ki: "Bu durumunuz ne?" "Çobanlar sürülerini sulamadıkça, biz sürülerimizi sulayamayız; babamız, yaşı ilerlemiş bir ihtiyardır." dediler. Hemencecik onların sürülerini suladı... (Kasas Suresi, 23-24)

Burada Hz. Musa'nın nezaketli, ince düşünceli ve yardımsever karakterinin bir örneğini görüyoruz. Dikkat edilirse bu olayda Hz. Musa, hiç tanımadığı iki yabancı kişiye giderek onlarla diyalog kurmuş, onlara yardımcı olmuş ve saygılarını kazanmıştır. Öte yandan ayette "çobanlar" olarak tanımlanan kişilerin ise Hz. Musa'nın tam aksi yönde bir tavır sergiledikleri anlaşılmaktadır. Kadınlar, Hz. Musa ile diyalog kurabilmelerine rağmen, bu kişilerin yanına bile yaklaşmamışlardır. Söz konusu kişiler; dış görünüm itibarıyla güven vermeyen kimseler olabilir. (En doğrusunu Allah bilir)

Demek ki bir Müslümana yakışan tavır, ayette "çobanlar" olarak tarif edilen bu kişilere benzer tavırlardan şiddetle kaçınmak, öte yandan Hz. Musa'yı örnek alarak alabildiğince nezaketli, ince düşünceli, halden anlayan, nezih, bakanın hemen güveneceği bir görüntü, üslup ve tavır geliştirmektir.

Hz. Süleyman'ın Estetik Anlayışı


Hani ona akşama yakın, bir ayağını tırnağı üstüne diken, öbür üç ayağıyla toprağı kazıyan, yağız atlar sunulmuştu. O da demişti ki: "Gerçekten ben, mal (veya at) sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim." Sonunda bu atlar (koştular ve toz) perdesinin arkasına saklandılar." (Sad Suresi, 31-32)

Din ahlakının getirdiği güzelliklerden uzak olan insanların çoğu, içine kapalı, etrafındaki olaylara ve varlıklara karşı duyarsız, umursamaz bir karakter geliştirirler. Oysa Hz. Süleyman'ın tavırlarında da açıkça görüldüğü gibi, Müslüman, etrafındaki güzelliklere karşı son derece duyarlı, güzellik, estetik ve sanattan zevk alan, ince düşünceli bir insandır. Allah'ın nimetlerinin farkındadır ve bunlardan zevk alıp şükretmeyi bilir.

IMAN ETMEYEN BIR TOPLUMDA ERKEK KARAKTERI

Alaycı, kırıcı ve basit espriler
Hikmetsiz ve boş konuşmalar
Soğuk ve donuk konuşma üslubu
Tartışmacı ve kavgacı bir yapı
Samimiyetsiz, yapmacık mimikler
Sürekli kendinden bahsetme, kendini övme
Karamsar, şikayetçi üslup
Nefsinin isteklerine boyun eğen
Adaleti kendi menfaatleri ölçüsünde gözeten
Agresif ve sinirli hareketler
Kaba, görgüsüz, güven vermeyen tavırlar
Sorumsuz ve bilinçsiz davranışlar
Bencil, menfaatçi, karşılık bekleyen bir anlayış
Kibirli, enaniyetli
Kadınları bir eşya gibi görme ve aşağılama
Eleştiriye ve değişime kapalı
Estetik anlayıştan yoksun, temizlikten uzak



 
MÜMIN ERKEK KARAKTERI

Onore edici espriler, övücü sözler
Allah’ı hatırlatan faydalı konuşmalar
Güleryüzlü, samimi ve canayakın üslup
Uzlaşmacı ve barışçıl yapı
Doğal mimikler
Başkalarını övme
Ümitvar, müjdeleyici üslup
Vicadanıyla hareket eden
Adaleti her durumda gözeten
Sakin ve ölçülü hareketler
Nezaketli, ince düşünceli, güven verici tavırlar
Sorumlu ve bilinçli davranışlar
Fedakar, karışılıksız iyilik yapan bir anlayış
Mütevazi ve mülayim
Kadınlara değer verme ve saygı duyma
Eleştiriye ve değişime açık
Estetik yönü gelişmiş, modern, temizlikten anlayan
  SONUÇ

Dünyanın huzur ve barış dolu geleceği için yapılması gereken, peygamberlerin ahlakıyla ahlaklanmış inançlı ve güzel huylu nesiller yetiştirmeye gayret etmek olmalıdır. Bu amaçla yetişme çağında olan çocuklara başta Peygamberimiz (sav) olmak üzere tüm peygamberleri Kuran’da anlatılan üstün yönleriyle tanıtmak, Kuran ahlakının gereği olan güzel davranışları öğütlemek gerekmektedir. Bu konuda aileler başta olmak üzere, eğitmenler, gazeteciler, köşe yazarları ve televizyonculara önemli sorumluluklar düşmektedir. Modern, inançlı, vatansever, ahlaklı, dürüst nesillerin yetişmesi hem toplumların hem tüm dünyanın refahı için mutlak zorunluluktur.

 


KAYNAKLAR:
1. Tirmizi, Taberani; Huccetü'l Islam Imam Gazali, Ihya'u Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, Istanbul 1998, s. 798
2. Hz. Said Ibni Ebu Berde; G.Ahmed Ziyaüddin, Ramuz El Hadis, 2. cilt, Gonca Yayınevi, Istanbul, 1997, 510/5
3. Konyalı Mehmed Vehbi, Tam Metni Sahih-i Buhari, 4. cilt, Üçdal Neşriyat, Istanbul 1993, s.340

Yorum (yok) Yorum yaz!

YALNIZLIĞIN SEVGİSİ, SEVGİNİN YALNIZLIĞI



                                 Yanlızlık...
                                 Insan ondan nasıl kurtulabilir?
                                 "Istemiyorum seni yanlızlık?"
                                 Kim diyebilir?
                                 Insan yanlızlığı kime anlatır?
                                 Anlatacak biri olsa, olur mu yanlızlık?...
                                Yanlızlık paylaşılmaz
                                 Eğer yanlızsan
                                 Hep teksindir...
                                 Düşünürken, davranırken, güler ve ağlarken...
                   
                                 Bu kalabalık niye var?
                                 Bu kalabalık...
                                 O kadar insan var ki,
                                Sığmıyor, toprak paylaşılamıyor!...
                                Yanlızlık niye var?...

                                Çünkü sevgi yok...
                                Herkes kendini düşünüyor,
                                Nadir görülüyor sevgi bu yüzden...
                                Ama sevgi gerçekte de,
                                Gerçekten de var...
                                Yanlızlığı bilmeyen ve asla öğrenmeyecek olanlar,
                                 Birbirlerini hep
                                 Ama hep sevenler...
                                 Gerçekten sevenler...

                                Sevgi hep mutluluktur
                                Gerçek sevgi, gerçek mutluluktur...
                                Sevmek, karşılıksız sevmek...
                                Yaratılan herşeyi sevmek...
                                Hatta o sevgi ki,
 
                                  Yaradana götürür...
 
                                        O zaman olmasın yanlızlık
                                 Iş işten geçmeden, çok geç olmadan
                                 Sev ey insan!
                                 Insanları sev, gülleri sev...
                                 Hatalarıyla insanları,
                                 Dikenleriyle gülleri sev...
                      Sev...
                                Çünkü
                                Ölmeden sevmezsen,
                                Yaşamanın manasını anlamazsın
                                Yaşamış sayılmazsın...
                                Yanlız yaşanmaz çünkü...
                      Sev...
                                Çünkü
                                Öldükten sonra
                                Tabutunu taşıyacak kardeşlerin olsun...
                                Yanlız olmaz çünkü...
 
                                Sev artık insanoğlu...
                                Yaratanını sev...
                                O'ndan ötürü herşeyi sev...
                                Özgürlüklerini, sınırlarını, amaçlarını sev...
                     
                                ki ey insan,
                               Bu sevgi seni
 
                                      Sonsuz mutluluğa götürür... 


Yorum (yok) Yorum yaz!

ÖYLE BİR HAYAT YAŞIYORUM Kİ;

Öyle bir hayat yaşıyorum ki,
Cenneti de gördüm, cehennemi de
Öyle bir aşk yaşadım ki, tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de
Bazıları seyrederken hayatı en önden,
Kendime bir sahne buldum, oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki,
Okudum okudum, anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde,
Hem kızdım, hem güldüm halime
Sonra dedim ki “söz ver kendine”
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin.
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin.
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.
Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım,
Öyle çok değerliymiş ki zaman,
Hep acele etmem bundan, anladım…

Yorum (yok) Yorum yaz!

HAZRET-İ ÖMER'DEN HİKMETLİ SÖZLER

 

Günah işlemekten vazgeçmek, tevbe ile uğraşmaktan daha kolaydır.”

En çok sevdiğim kimse, bana ayıp ve kusurlarımı haber verendir.” (Süyûtî, Târîhu’l-Hulefâ, s. 130)

Çok konuşan, çok yanılır. Çok yanılanın, hayâ duygusu azalır. Hayâ duygusu azalanın, günah ve harama düşme endişesiyle şüphelilerden sakınma titizliği kaybolur. Şüphelilerden sakınma titizliği kaybolanın, kalbi ölür.”

Gaybı bilme iddiâsı gibi olmasaydı, beş kimsenin cennet ehli olduklarına şâhitlik ederdim:

1) Çok çocuk sahibi (olup şükür ve sabır hâlinde) olan fakir.

2) Kocası kendisinden râzı olan (sâliha) kadın.

3) Mehr-i müsemmâsını (yâni nikâh esnâsında iki tarafın da rızâsıyla tâyin edilen mehrini) kocasına tasadduk eden kadın.

4) Baba ve anası kendisinden râzı olan kişi.

5) Günahından (nefret ederek samîmiyetle) tevbe eden kimse…”

Bütün dostları gezdim, gördüm; dili muhafaza etmekten daha iyi dost göremedim. Bütün elbiseleri gördüm; iffet ve sakınmaktan daha iyi elbise görmedim. Bütün malları gördüm; kanaatten daha iyi mal görmedim. Bütün iyilikleri gördüm; nasihatten daha iyisini görmedim. Bütün yemekleri görüp tattım; sabırdan lezzetlisini görmedim.”

İnsanlarla güzel dostluk kurmak, aklın yarısıdır. Yerinde sual sormak, ilmin yarısı; iyi tedbir almak da yaşamanın yarısıdır.”

Âhiret yanında dünya nedir ki! Ancak tavşanın bir defa sıçraması misâli bir şeydir.” (İbn-i Ebî Şeybe, Musannef, VIII, 152)

Fazla lâkırdıyı terk eden kimseye hikmet bahşedilir. Fazla (tecessüsle) bakmayı terk edenin kalbine tevâzû bahşedilir. Fazla yemeyi terk edene ibâdet lezzeti bahşedilir. Fazla gülmeyi terk edene heybet bahşedilir. Mizahı terk edene izzet bahşedilir. Dünya sevgisini terk edene, âhiret muhabbeti bahşedilir. Başkasının ayıbı ile meşgul olmayı terk edene, nefsinin ayıplarını ıslah etme hâli bahşedilir. (Müteâl, yâni idrak ötesi olan) Allâh’ın keyfiyetinde araştırma ve tecessüsü terk edene, nifaktan kurtuluş bahşedilir.”

On şey, on şeysiz düzelmez: Akıl, iffetsiz; fazîlet, ilimsiz; kurtuluş, korkusuz; sultan, adâletsiz; asâlet ve şeref, edepsiz; ferah, emniyetsiz; zenginlik, sehâvetsiz; fakirlik, kanaatsiz; yücelik, tevâzûsuz; cihâd, tevfiksiz iyileşip düzelmez.”

Merhamet etmeyene merhamet olunmaz, kusurları bağışlamayan bağışlanmaz, affetmeyen kişi affolunmaz, günahlardan korunmaya çalışmayan kimse de korunup takvâya erdirilmez.” (Buhârî, el-Edebü’l-Müfred, s. 415, no: 371)

Duâ, semâ ile arz arasında durur. Rasûlullâh’a salevât getirilmedikçe, Allâh’a yükselmez.” (Tirmizî, Vitr, 21)

Bizim çarşımızda dîni(n ticâret kâidelerini) bilen kimseler satıcılık yapsın.” (Tirmizî, Vitr, 21/487)

Yüze karşı övmek, boğazlamak gibidir.” (İbn-i Kuteybe, el-Mesâil, s. 145)

Hazret-i Ömer, vâlilerine şöyle yazmıştır:

Benim katımda en mühim işiniz namazdır. Kim onu koruyup vakitlerine dikkat ederse, dînini korumuş olur; kim de onu yerine getirmeyip yitirirse, dînini de kısa zamanda yitirir.” (Muvatta’, Vukûtu’s-Salât, 6)

Kadı Şurayh, Hazret-i Ömer’e mektup yazarak nasıl hükmedeceğini sordu. Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh-cevâben şöyle yazdı:

Allâh’ın kitabında olanlarla hükmet. Eğer onda bulamazsan Allah Rasûlü’nün sünnetiyle hükmet. Allâh’ın kitabı ve Rasûlü’nün sünnetinde de bulamazsan sâlihlerin verdiği hükümlerle hüküm ver. Sâlihlerin verdiği hükümler arasında da yoksa istersen devam et hükmünü ver, istersen geri dur. Geri durup hüküm vermemenin senin için daha hayırlı olduğu kanaatindeyim. Ve’s-selâm.” (Nesâî, Kudât, 11/3)

Zenginlik de fakirlik de aynı şekilde birer binektir. Hangisine bineceğime aldırmıyorum.”

En akıllı kimse, insanların hareketlerini en iyi takdîr edendir.”

Bir kimsenin sorduğu sorudan onun akıl seviyesini anlarım.”

Bugünün işini yarına bırakma!”

İş bir kere geri kalırsa artık hiçbir zaman ilerleyemez.”

Şerri bilmeyen, onun tuzağına düşer.”

Dünyaya az meylet ki hür yaşayasın. (Nefsin esâretine düşmeyesin.)”

İnandığınız gibi yaşamıyorsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız.”

İnsanları düzeltebilmeniz için önce kendinizi ıslah etmeniz gerekir.”

İnsanların en câhili (ve ahmağı), kendi âhiretini başkasının dünyası için satandır.”

Bir iyiliğin şerefi, geciktirilmeden hemen yapılmasındadır.”

Kötü bir işin en gizli şâhidi vicdânımızdır.” [Nitekim Efendimiz -aleyhissalâtü vesselâm-, iyiliğin ne olduğunu sormaya gelen birine; “Kalbine danış! İyilik, kalbinin müsterih olduğu ve yapılmasını tasdik ettiği şeydir. Günah ise içini tırmalayan ve başkaları sana «Yap!» diye fetvâlar verse bile, içinde şüphe ve tereddüt uyandıran şeydir.” buyurmuştur. (İbn-i Hanbel, IV, 227-228)]

Sırrını gizleyen, kendine hâkim olur.”

Şiddet göstermeksizin kuvvetli, zayıflık belirtmeksizin yumuşak ol.”

İşte böyle yüce bir kalbî kıvâma ve takvâ hayâtına sâhip olan Hazret-i Ömer -radıyallâhu anh- dâimâ:

Ey Allâh’ım! Beni ansızın yakalamandan, gaflet içerisinde bırakmandan ve gâfillerden kılmandan Sana sığınıyorum.” diye duâ ederdi.6 Akşamları da, elindeki kamçısıyla ayaklarına vurur ve; “Bugün ne yaptın ey Ömer?” diye kendisini hesâba çekerdi.7 Bu nefs muhâsebesini her akşam kendine vird edinmişti.

Şüphesiz ki bütün bu hassâsiyetler, ondan bize yâdigâr kalan en güzel irşad numûneleridir. Bizler de o mübârek sahâbînin bu güzel hâllerini ve hatıralarını gönlümüze nakşetmeli ve sık sık; “Bugün Allâh için ne yaptım?” diyerek kendimizi vicdan muhâsebesine çekmeliyiz. Maddî ve mânevî vazîfelerimizde gaflet, ihmâl, atâlet ve tembellik göstermekten titizlikle sakınmalıyız. Rabbimizin huzûrunda hesaba çekilmeden evvel kendimizle hesaplaşmalıyız.

Rabbimiz âhiretteki hesâbımızı kolay getirsin. Îman ve güzel ahlâk iklîminde amel-i sâlihlerle dolu bir dünya hayatı yaşayıp ebedî hayâtın saâdetiyle gönüllerimizi mes’ûd eylesin. Hazret-i Ömer

-radıyallâhu anh-’ın “Fâruk” sıfatından gönüllerimize bir nasip ihsân eylesin!

Âmîn!

Yorum (yok) Yorum yaz!

BAŞI YERDE AŞIK... İSKENDER PALA

Gerçek sevgi, sevenin varlığını kaplayan, ondan taşan, dışa vuran ve görünür kılınan bir vetiredir. Sevme duygusundan dolayı kişinin dış dünyasına yansıyan her şey aslında soyut olanın somutlaşması, özün kabukta yansıması, siretin surete aksetmesinden ibarettir.



Bu bakımdan sevgi öncelikle seveni, sevenin sevgisi oranında da sevileni etkiler. Sevenin sevgiliye karşı takındığı tutum ve davranışlar, onun huzurunda veya gıyabında gösterilen gayret ve hizmet, bu sevginin dışa vurumunda da başlıca belirleyici unsurdur.

Eski terbiye geleneğimizde, konuşulan sözü, üç yerde baş eğerek dinlemek bir kaidedir. Bunlardan biri büyüklerin küçükleri (amirin memuru, üstün astı) azarladıkları, ayıpladıkları, hatalarını ikaz ettikleri esnada küçüğün başını eğerek dinlemesidir (yazık ki modern hayatta küçükler büyüklere baskın çıkma konumundalar). İkincisi, kendisine iltifat edilen kişinin tevazu gereği başını yere indirmesi, bunun mahcubiyeti ile mahviyetkârlık göstermesidir (Bu dahi şimdilerde tersine dönmüştür). Başı yere indirmenin üçüncü sebebi asıl konumuz olan gerçek sevgi ve hürmettir.

Evet, seven her daim sevgiliye bakmayı ister, bu doğrudur; illa ki sevgili kendisine baktığı anda bakış yönünü hemen yere indirmeye yeltenir. Gerçek sevginin göstergesi işte bu hâldir. Göz elbette kalbin aynasıdır ve elbette sevenin kalbi sevgiliye yönelik olmak, her daim ona bakmak arzusu güder; ne var ki iş tersine döndüğünde, yani sevilen lutfedip sevene baktığında, sevenin sevgi dolu kalbi, sevgilinin kalbindeki celale, onun haşmet ve heybetine dayanmakta zorluk çeker. Sevenin bu heybetten utanması, kendisini sevgilinin celali karşısında saygıya ve dolayısıyla gözlerini yere indirerek mahviyet göstermesine vesile olur. Aksi takdirde gerçek sevgi taşıyan bir kalb, sevdiğinin yüzüne bakmaya dayanamaz, yerinden fırlayacakmış gibi çırpınmaya başlar, kaynar, fokurdar. Hani eskilerin Efendiler Efendisi’nin güzel adı anıldığında sağ ellerini kalplerinin üstüne bastırma halleri vardır ya; işte bu tavır, Sevgili’nin adı anılınca kalbi yerinden oynatan gerçek sevginin zaruri bir neticesidir. Öte yandan gözler, delalet ettikleri gerçekleri dilden (zebandan) daha net açıklarlar. Sevgilinin gözlerine bakıp da sevgisinin karşılığı olan gerçeği öğrenmek yerine sevgilinin sözlerini dinleyerek umuda yapışmak, elbette sevgi işine daha layıktır. Dilden dökülenleri te’vil etmek, veya nalıncı keseriyle yontmak mümkündür, ama gözlerin anlattığını hiçbir yorum zerre miktar yerinden oynatamaz. Üstelik sözler bazen meramın tam tersini ifadelendirebilir, ama gözler asla yalan söylemez.

Krallar ve sultanlar töresidir, huzura kabul edilen kişiler yere bakacaktır. Bu onları hem memnun eder hem de tebaalarına karşı heybetlerini, bir ölçüde de saygı ve sevgilerini arttırır. Nitekim yüksek makamdakilerin huzurunda onların yüzüne bakmayıp yere bakarak arz-ı hâl (arzuhal) eylemek bugün dahi edeb ve terbiye bilenlerin nihai saygı tavrıdır.

İmdi, sevgili adını kalbinde ve dilinde her an zikri tespih eden (anan ve tekrarlayan), sevilenin emir ve isteklerini kendi arzularından önde tutan, emrine boyun eğen, bunun karşılığında maddi veya manevi herhangi bir menfaate yönelik talepler gözetmeyen, sevgili adı anıldığında bütün varlığıyla ona yönelen, bir an olsun tereddüt göstermeden onun varlığı içinde kaybolmayı isteyen, sevgiliden konuşulmayı, onun güzelliğinden, yüceliğinden, yegâneliğinden bahsedilmeyi adeta bir vecd hali gibi canla başla kabul eden bir âşıkın, başını yere eğip bütün benliğiyle, hiçbir sapma göstermeden kendini ona teslim etmesinden daha tabii ne olabilir! Sevgilinin yaşadığı yerlere gidip onun ayak izlerine basmayı, aradaki engelleri kaldırıp vuslata kapı açacak sebeplere yapışmayı, ondan her söz edilişte heyecan ve ürpertilere düşmeyi, sevgilinin lehinde ve aleyhinde söylenenlerden etkilenip ona göre ya muavenet, ya gayret göstermeyi, velhasıl onunla sevinmeyi, onunla üzülmeyi varlığının her zerresiyle kabul eden bir âşık için başını yere indirmek de ne gam!.. Bunu tekkelerin önünde kuru ekmek parçası bekleyen köpekler bile yapıyor!..

Yorum (1) Yorum yaz!

SÖZLER

Cevizin kabuğunu kırıp özüne inmeyen, cevizin hepsini kabuk zanneder...
İmam-ı Gazali -ks-

***

Tomurcuk derdinde olmayan ağaç odundur.
N. F. Kısakürek

***

Maddi hayata tapanlar, deniz suyu içenlere benzerler, içtikçe, susuzlukları artar.
Muhyiddin-i Arabi Hazretleri

***

Silah korkakta, yönetim akılsızda olursa işler bozulur.
Hz. Ebubekir Sıddik -radiyellahu anh-

***

Arı su içer, bal akıtır; Yılan su içer, zehir akıtır.
Bediüzzaman -rahmetullahi aleyh-

***

Küçük şahsiyetler; kişilerle uğraşır. Vasat şahsiyetler; olaylarla uğraşır. Büyük şahsiyetler; Fikirlerle uğraşır. -kelam-ı kibar-

***

Evlatlarınızı devriniz için değil, onların devirleri için yetiştiriniz.
Hz. Ali -kerremallahu vecheh-

***

İmandan sonra bizim için en değerli nimet, Allah-u Zücelal'e tövbe etmektir.
S. Muhammed Konyevi Hazretleri

***

İlim şayet yenilecek bir şey olsaydı; biz bir sofra kurar, herkesi davet ederdik. Lakin, bu böyle değildir; Allah için gayret edip ilim öğrenen ve onunla amel edenler kurtuldu, cahiller ise helak oldu.
Hz. Ali -ra-

***

İnsanların en cömerti istemeden veren; en asili de intikama gücü yeterken bağışlayandır.
Hz. Hüseyin -ra-

***

Gerçekler öğrenilince, zannetmeler biter.
Huzeyl -ra-

***

Bir insan, bila-teşbih sarhoş edici içkileri içtiği zaman, nasıl kâr ve zararını bilmiyorsa; aynı şekilde günümüzde insanlar da dünyanın keyf-ü sefası, dünya sevgisi ile sarhoş olduklarından, dini meselelerde sanki aklı yetmiyor, kâr ve zararını bilmiyorlar.
Seyda Muhammed Konyevi

***

Anladım işi, sanat Allah'ı aramakmış
Marifet bu, gerisi yalnız çelik-çomakmış...

Necip Fazıl KISAKÜREK

***

Cenab-ı Hakkı bulan neyi kaybeder? Ve O'nu kaybeden neyi kazanır? Yani; O'nu bulan her şeyi bulur, O'nu bulmayan hiçbir şeyi bulamaz, bulsa da başına bela olur.
Bediüzzaman Saidi Nursi Hz.

***

Büyük adam, davası büyük olan adamdır.
Av. Bekir Berk

***

En makbul sadaka, insanları irşat ve Allah ile arasını bulmaktır. Evliya-i kiramın himmeti yaydan çıkan oku, namludan çıkan mermiyi geri çevirir. Evliyaya muhabbet edene de böyle kuvvetli himmet gelir.
Mevlana Halid-i Bağdadi-ks-

***

Sen kendinle başa çıkamayınca, senin gibi aciz düşmana kim ehemmiyet verir?
Şiraz'lı Sâdi

***



Cahil kimsenin yanında, kitap gibi sessiz ol.
Mevlana
***

 

Cehennemde ateş yoktur, her insan ateşini bu dünyadan götürür.
Pir Sultan Abdal

***

Kuvvetine güvenenler, korkutma küçüklüğünde bulunmazlar.
Sulatan Abdulhamid Han

***

İlimsiz ibadette, tefekkürsüz Kur'an tilavetinde hayır yoktur.
Hz. Ali -ra-

***

İslamiyeti yaşayan kimse; hem şahsi, hem ailevi ve hem de sosyal hayatında ibadet ediyor demektir.
Hekimoğlu İsmail

***

Ahmaklık, hatada ısrar etmektedir.
S.Abdulhakim Arvası Hz.

***

Gözü haramdan korumak ne güzel şehvet perdesidir.
Hz. Osman -ra-

***

Bir insan ne kadar akıllı olursa olsun, kendisini yetiştirebilmesi için nasıl okula ve öğretmene ihtiyacı varsa, Allah-u Zülcelal’in yolunda ilerlemek isteyenlerin de tasavvuf yoluna ihtiyaçları vardır.
Seyda Muhammed Konyevi Hz.

***

Akıllılar istedikleri şeyi, akılsızlar başkalarının istediğini öğrenir.
Sâdi Şirazi

***

Yarın, yorgun kimselerin değil, rahatlarına kıyabilenlerindir.
Nurullah Ataç

***

Ekmeksiz yaşarım, hürriyetsiz yaşayamam.
Bediüzzaman Hz.

***

Gözler yaşarmadıkça, gönülde gökkuşağı oluşmaz.
İmam-ı Gazali Hz.

***

Allah sevdiği kuluna; bir kadının çocuğuna şifa bulması için acı ilacı yudumlatması gibi, dünyanın acılığını tattırır.
El-Müzeni

Yorum (yok) Yorum yaz!

YARDIM

Siyah ekran çikti efendim...
- Yazın kullanıcı adınızı.
- Yazdım.
- Parolanızı da girin.
- Tamam.
- Garip karakterler akmaya başladığında klavyeden F7'ye basın.
- Elimle mi?
- Eee, siz bilirsiniz.


--------------------------------------------------------------------------------


- Ben bir IMac kullanıcısıyım.
- Buyrun hanfendi, sorun neydi?
- Benim CD sürücümden içeri sinek girdi.
- Anlayamadım efendim.
- IMac'ime sinek kaçti.
- Peki ben telefondan ne yapabilirim sizce?
- Ama görüyorum, yürüyo içerde.
- Böcek ilacı falan sıkın isterseniz...
- Bi şey olmaz mı?
- Bilmem, aslında biz IMac'e destek vermiyoruz pek, PC olsaydı yardımcı
olabilirdim.


--------------------------------------------------------------------------------


- Benim büyük bir sorunum var, siz acaba eve hizmet veriyor musunuz?
- Eeoo, hayır? Burdan yardımcı olmaya çalışayım...
- Ben Internet'e girmeye çalışınca bilgisayardan acayip sesler geliyor.
- Ne yaptığınızda geliyor o sesler?
- Bağlan diyorum, telefon sesi geliyor, sonra da ciyakliyor.
- O modem sesidir efendim, o ses sizin modeminiz ve Türk.net modemi
arasında bir bağlantı kurulduğu... (Sözümü keser)
- Yok yok, bozuk bu, siz iptal etmiim diye öyle diyosunuz... Benim
hesabımı siler misiniz?
- Fakat bu bir sorun değildir, bu herkesin bilgis... (Yine sözümü keser)
- Ne yani, herkesin bilgisayarı gazı olan bebek gibi viyakliyor mu, kimi
kandırıyorsunuz Allah aşkına... Dolandırıcılar...


--------------------------------------------------------------------------------


- Efendim sizin modemler bana küfrediyo.
- Anlayamadım efendim.
- Bunda anlayamayacak ne var, resmen küfrediyolar işte.
- Emin misiniz?
- Buyrun dinleyin (telefonu çevirme sesi, çalan telefon sesi, peşinden ana
avrat küfür).
- Ee siz hangi numarayı aramıştınız bi kontrol edelim.
- 0... - 344 26 16.
- Bu sizin numaranız mı?
- Hayır, aradığım numara.
- Beyefendi, o bizim numaramız değil bir ev numarası.
- Ben 10 gündür bu numaradan bağlanmaya çalışıyorum ama...
- O zaman doğaldır küfretmesi.


--------------------------------------------------------------------------------


- Benim sayfalarım gelmiyo.
- Şu an yurtdışı çıkışımızı sağlayan uydudan kaynaklanan bir sorun var
efendim.
- Bi ilgileniverseydiniz siz.
- Şey, uydu uzayda efendim.
- Haa, tamam o zaman.


--------------------------------------------------------------------------------


- Benim kredi kartımdan para çekilmiş.
- Aylık hesap mıydı?
- Evet.
- O zaman her ay başında para çekilir efendim.
- Hani sınırsızdı lan bu...


--------------------------------------------------------------------------------


- İyi akşamlar, bilmem ne net.
- İyi akşamlar birader, ben tam olarak 26 dakika 36 saniyedir Internet'e
bağlıyım ve haalaaaa hiçbir şey gelmiyor, daha ne kadar beklemem lazım
acaba? (sinirli bir ton)
- Gelmiyor derken sayfalar mı açılmıyor beyfendi?
- Hayır kardeşim, hiçbir şey olmuyor. İşte bak 27 dakka 53 saniye oldu,
hâlâ yok.
- Internet explorer'i açtınız mı beyfendi?
- Nasıl yani?
- Hımm beyfendi, Internet'e girdikten sonra Internet explorer ya da
Netscape programını çalıştırarak web sayfalarını gezmeye başlamanız lazım.
- Alala, Internet'e girince kendi bağlamıyo yani.


--------------------------------------------------------------------------------


- Sanırım makinam kilitlendi.
- Şimdi şöyle yapalım, ctrl-alt-delete.
- Hepsine aynı anda mı?
- Evet.
- Ama parmaklarım yetmiyo?
- Bakın önce ctrl'ye sol elinizin başparmağıyla, sonra sağ elinizin
başparmağıyla alt-gr'ye, sonra da sağ elin işaret parmağıyla delete tuşuna
basıyorsunuz.
- Ctrl'ye bastım, alt tuşuna da şimdi.
- Delete'e basıcaksınız.
- Ctrl'den elimi çekeyim mi?
- Hayır efendim.
- Peki alt-gr'den?
- Hayır efendim dedim ya, hepsine aynı anda basıyo olmanız gerekiyo.
- Daha kolay bir yolu yok mu?
- Var efendim, makinada reset yazan yere basın.
- Nerede o?
- İsterseniz ctrl alt delete'i deneyelim, basmanız gerek, sadece bir tuş
kaldı.
- Tamam fişini çektim.
- Peki...
- İyi akşamlar.
- İyisi falan kalmadı beyfendi! Sinirden köpürüyorum, derhal iptal edin
hesabımı!


--------------------------------------------------------------------------------


- Buyrun, problem nedir hanımefendi?
- Bakın, birkaç gündür sizden aldığım paketle Internet'e giriyorum, bu
arada arkadaşlarım sürekli telefonumun meşgul olduğundan şikâyet ediyolar,
önceleri anlayamadım, sonra saatlere bakınca, ne zaman sizin hesabınızı
kullansam telefonumun meşgul olduğunu anladım!!!
- Bu çok doğal hanımefendi, çünkü modeminiz telefonunuzu kullanıyor
bağlantıyı sağlayabilmek için, bizimle bir ilgisi yok bunun, bütün
bağlantılarda aynı şey olur, hatta olması gereken de budur.
- Yok kardeşim yok, siz benim Internet'te olmamdan faydalanıp telefon
hattımı kullanıyosunuz.
- Öyle bi şey teknik olarak mümkün diil zaten hanımefendi, lütf...
- İptal edin dedim, sorun çıkarmadan iptal edin, ben de bu işi büyütmeden
kapatıyım, yoksa kötü olacak sizin için.
- Hanımefendi siz bilirsiniz, fakat..

Yorum (yok) Yorum yaz!

SÖZLER

Açlıktan ölüyorsan, dost sana kapısını açıyor, seni sofraya götürüyor, senin için süt tasını dolduruyor, ekmeği bölüyorsa, içtiğin şey gülümsemedir.
 EXUPERY

 

 Aklın bağlamadığı dostluğu akılsızlık kolayca çözebilir. SHAKESPEARE

 

 Ana babayı kader tayin eder, dostlar ise seçilir. J. DELILLE

 

 Bir dostun üzüntüsüne her kim olsa katılır; bir dostun başarısına ise ancak yüksek bir ruhta olanlar sevinir. OSCAR WILDE
 
 Dertlerini dökecek dostları olmayanlar kendi yüreklerini kemirirler. BACON

 

 Dost, rahatlık veren bir merhemdir. NİZAMİ

 

 Dost kazanabilmenin tek yolu dost olmaktır. EMERSON

Yorum (yok) Yorum yaz!