Sik kullanilanlara ekle
Sağ alt köşedeki saate bakın hazirlayan ve sunan Macho_M muratus
YAZILAR - YA SENDE OLMASAYDIN - Blogcu

BİR BEBEĞİN GÜMLÜĞÜ... :)))))))))))))9

1. gün
Böylesi kötü bir başlangıç beklemiyordum. Yuh hortumumu bile kesmişler! Meme diye, süt diye birşey varmış. Nerden nasıl bulunur bu ya? Hayattan daha 1. günden soğutacaklar beni.
2. gün
 Meme buldum galiba ama bundan süt gelmiyor, emiyorum Allah emiyorum, tık yok, süt başka yerde mi? Neyse biraz daha emdim geldi, nedense meme sahibi kişilik bağırdı, ne bağrıyosun açım ben! Çok yalnızım be. Hayır, bişi değil içerdeyken de yalnızdım ama yediğim önümde yemediğim ardımdaydı en azından, bak yine aklıma geldi, hortumu bile kestiler yaa! Uykum geldi yine. zzzzz!
3. gün
Memeyi sevdim, bu dünyadaki tek dostlarım bu ikisi. İyi ki varsınız.
4. gün
Bugün bir sürü olaylar oldu, gürültü yaptılar, başka biryerlere gittik galiba. Memeden ayrılınca bağrıyorum geri geliyor, sonra uyuyorum, uyanıyorum bir bakıyorum meme yok, neyse ama tekrar bağrınca geri
geliyor nasılsa. Kaka yapmak da zevkliymiş be, eskiden yapamıyordum.
5. gün
Bugün 15 kez kaka yaptım, rekorumu geliştirmeliyim. Dikkat ettim de her yaptığımda temizliyorlar, bunu sevdim. Dikkatimi çeken bir noktada şu ki, amma koca kafalıyım be arkadaş, ağır mı ağır tutamıyorum, pat o
yana, pat bu yana, dikkat etseler bari de çatlatmasak daha ilk günden.
6. gün
Avucuma ne verseler hemen tutuyorum, tik gibi bir şey, maalesef fark ettiler, herkes parmağını veriyor avucuma, mecburen tutuyorum, âlemin maymunu oldum iyi mi? Bu arada ne çok uyuyorum ya arkadaş, atamadım şu yorgunluğu, daha çok süt içeyim en iyisi. Hayır, içtikçe de yoruluyorum o da ayrı, nerde o eski günler, hortumdan geliyordu ne
güzel, şimdi em Allah em, bak yine aklıma geldi, üzüldüm kestiler hortumu yaa.
7. gün
Bugün solaryuma girdim, sarılık mı ne ondanmış. Yine uykum geldi.

8. gün
Biraz daha iyi hissetim kendimi, daha çok süt içiyorum artık. Kaka yapma işini de tam alt açma anına denk getiriyorum ki etraf pislensin, eziyet olsun. N'apayım ama alt açıkken daha rahat roketleyebiliyorum. Kaka yaparken başka birşey daha yapıyorum galiba, anlamaya çalışacağım bakalım.
9.gün
Bu gün çok fena hıçkırık tutuyor, geçsin diye nefesimi tutayım dedim onu da beceremedim, neyse ki süt içince geçiyor. Bu süt her derde devaymış, bugün bunu gördüm.
10. gün
Sütten başka birşeyler verdiler, var ya, yeter artık be, tam alışıyordum yine dayadılar başka birşey, hayret bişi ya, vitaminmiyiş neymiş. Bu arada dün gördüğüm herif gündüzleri piyasada yok akşamları geliyor sadece, hadi bakalım hayırlısı.
11. gün
Al işte, başladı yine bir arıza. Sütten sonra çok feci karnım ağrıyor, böyle gaz gibi bişi, eğilip bükülüyorum, bin bir şekilde giriyorum çıkaracağım diye. Sırtımı falan sıvazlayın bari be kardeşim.
12. gün
Bütün gün gazdan kıvrandım arkadaş ya, bela oldu başıma, yaygarayı bastım ben de. Uyutmadım, diktim bunları da hazır asker. Sonra bir saldım ki evlere şenlik, akabinde uyudum hemen gerisini hatırlamıyorum
13. gün
Annemin suratına kaka yaptım. Tamam, utandım biraz ama insan bebeği oradan öper mi yaa. Ayıp oldu di mi? N'apıyım, neyse fazla kızmadı herhalde.
14. gün
Anneme kırmızı renkli birşeyler içiriyorlar, o zaman süt daha bi randımanlı oluyor sanki böyle tadı da hoşuma gidiyor, şu memelere bir rating aleti taksalar da hangisini sevip hangisini sevmediğimi söyleyebilsem.
15. gün
Topuktan kan alıp duruyorlar, metin olayım çok ağlamayayım diyorum ama canım yandı be arkadaş, hayır ondan sonra da hemen süt verince sakinleşiyorum,
kızgınlığım geçiyor, ağız tadıyla asabiyet yaptırmıyorlar

16. gün
Şu memeleri çok sevdiğimi bir kez daha anladım, çok seviyorum onları, onlardan ayrılınca içimi bir huzursuzluk kaplıyor, en iyisi onlardan uzaklaştığım
anda yaygarayı basayım ben. Bugün benden biraz büyük biri geldi yanıma, sevme amaçlı olsa gerek bir geçirdi başım dönüyor hala. Sonradan öğrendim kuzenmiş, neyse yazdım kenara intikam alınacak.
17. gün
Etrafı daha net seçer oldum, ama el ve ayak koordinasyonu hala zayıf, memeyi kavrayabiliyorum ancak. Bir de bu eller ve ayaklar bana mı ait tam olarak emin değilim, sallıyorum öyle, zevkli bir şey. Yüze ve gözlere dikkat etmem lazım ama tırnaklar tehlikeli. Diğer yandan annem bugün onları kesmeye çalıştı ama huysuzluk ettim, etmeseydim daha iyi olacaktı galiba, bak çizdik
tam gözün altını yine.
18. gün
Elime torbalar taktılar, kafaya çarpınca artık acıtmıyor, yara bere de yapmıyor. Sanırım onlar da beni seviyor, iyiliğimi düşünüyorlar. Aslında hala çıktığım yeri özlüyorum, geri girme imkânım olmaz mı acaba?
19. gün
Nihayet o adamın neden eve sadece akşamları geldiğini anladım meğerse bana ve anneme bakmak için gündüz çalışıyormuş. Aferin gözüme girdi şimdi bak!
20. gün
Tabii ya, annemin karnındayken de duyuyordum o adamın sesini sık sık. Ona da ilgi alaka gösterdim, bağırdığımda bazen o alıyor beni kucağına, meme vardır diye saldırdım ama vermedi. Bir ara meme açıkken kıstırdım ama emme olayından bir randıman alabilmiş değilim, meme yüzeyi bayağı bir farklı. Burada günler böyle geçiyo işte, uffff yine aklıma geldi... Hortumumu da kestiler yaaa   :))))))))

Yorum (yok) Yorum yaz!

YEMEN

Bir zamanlar Yemen’de çok şiddetli bir sel ortalığı alt-üst eder. Sular çekildikten sonra eski bir mezarın açıldığı görülür. Ortaya bir kadın cesediyle büyük bir servet çıkar. Kitabedeki yazı okunduğunda görülür ki, bu ceset, Hımyerî hükümdarlarından Zu Şefer’in kızı olan Tace adındaki bir kadına aittir.

Yusuf A.S. zamanında yaşadığı anlaşılan Tace’nin cesedinin boynunda yedi inci gerdanlık, kollarında yedişer kıymetli altın bilezik, ayaklarında mücevherli yedişer halhal, yani ayak bileziği ve on parmağında da muhteşem mücevher yüzüklerin bulunduğu görülür. Ayrıca baş tarafında çok kıymetli eşya ile doldurulmuş hazine gibi bir tabut parladığı da dikkatlerden kaçmaz.

Bu tabutun ön kısmındaki levhada yazılı olanlar, en az mücevherler kadar ilgi çekicidir:

“Ben Zu Şefer’in kızı Tace’yim. Memleketimizde müthiş bir kıtlık çıktığı için, tahıl getirtmek üzere Mısır Maliye Nazırı olan Yusuf Aleyhisselam’a adam yolladım. Epey bir zaman geçtiği halde gönderdiğim adam gelmeyince, adamlarımızdan bazı kimselere bir kantar (50 kilo kadar) gümüş verip, herhangi bir yerden bununla bir kantar un alıp getirmelerini istedim. Onlar da bulamadılar. Nihayet bir kantar altın verip tekrar gönderdimse de yine bulamadıkları için inci öğütüp yemekten başka çare bulamadım. Fakat o da beni besleyemediği için büyük bir servet içinde açlıktan ölümle yüz yüze kaldım. Benim bu hikayemi işitenler halime acısınlar! Acaba dünyada benden başka hangi kadın bu kadar muhteşem zinetler içinde açlıktan ölmüştür?"

Tarihte altının da, incinin de, mücevheratın da, paranın da beş para etmediği durumlar az değildir. Herhalde insanlık bu gibi olaylardan ibret almalıdır.

Yorum (yok) Yorum yaz!

KABİRDE KONUŞAN GENÇ

Takva sahibi olmak, hayatın her döneminde güzel. Ama fırsatlar çağı gençlikte bir başka güzel. Güce, kuvvete, güzelliğe rağmen günahlardan sakınanların mükafatı ebedi mutluluk. Hayatın baharı şeytana satılmazsa, sonsuz bahar bir adım ötede.

Hz. Ömer'in (R.A.) halifeliği döneminde ibadet ehli, son derece takva sahibi bir genç vardı. Hz. Ömer'in hayret ve takdirle izlediği bu gencin kalbi, Allah ve Rasulü'nün (A.S) sevgisiyle doluydu. Vakit namazlarında cemaati kaçırmaz, namazdan çıkar çıkmaz evine döner ve ihtiyar babasının hizmetini görürdü.

Bu gencin evine giden yolu bir kadının kapısının önünden geçiyordu. Kadın her defasında gencin yoluna çıkarak çirkin tekliflerde bulunuyor, fakat genç, Allah korkusundan ona iltifat etmiyordu.

Yine bir gün yatsı namazını kıldıktan sonra evine giderken, kadın tekrar karşısına çıktı. Bu sefer bütün maharetini kullanarak genci kandırmayı başardı. Fakat genç, kadının ardı sıra eve girerken birden bire Allahu Tealâ Hazretleri'ni hatırladı ve korkuyla dilinden şu ayet döküldü:

'Takvaya erenler (var ya); onlara şeytandan herhangi bir vesvese iliştiği zaman (Allah'ın emir ve yasaklarını) hatırlayıp, hemen gerçeği görürler.' (A'raf/201)

Hemen ardından da bayılarak düştü. Kadın hizmetçisini çağırdı. Genci tutarak evinin önüne getirip koydular. Sonra da kapıyı çalarak babasına haber verdiler. Babası dışarı çıkınca, oğlunu baygın bir vaziyette kapının önünde buldu. Komşulardan bir kaçı genci tutup eve taşıdılar. Uzun bir müddet baygın kalan genç kendine gelince, babası:

- Evladım neyin var ne oldu? diye sordu. Oğlu:

- Bir şeyim yok. dedi. Babası:

- Allah aşkına söyle! deyince, oğlu başından geçenleri anlattı. Babası:

- Hangi ayeti okumuştun? diye sordu. Genç, ayeti okudu ve tekrar kendinden geçti. Bir de baktılar ki genç ruhunu teslim etmiş. Bunun üzerine genci yıkadılar ve gece vakti götürüp göz yaşlarıyla defnettiler. Sabah olunca olay Hz. Ömer'e bildirildi. Hz. Ömer, gencin babasına gelerek başsağlığı diledi ve:

- Bana niye haber vermedin? diye sordu. Gencin babası:

- Ey Mü'minlerin Emiri, vakit geceydi. dedi. Hz. Ömer:

- Bizi onun kabrine götürün. dedi. Hz. Ömer ve beraberindekiler gencin kabrine geldiler. Hz. Ömer (R.A):

- Ey filan kişi! Rabbin makamında durmaktan korkanlara iki cennet var. (Rahman/46) dedi. Kabirdeki genç konuşup:

- Ya Ömer! Rabbim Cennette bana onları iki defa verdi. diye cevap verdi.

Yorum (yok) Yorum yaz!

TEVEKKÜLÜN BÖYLESİ

Dindar ve mütevekkil bir köylü varmış. Bir de inancı kısa bir hanımı varmış. Köylü dayının ne zaman bir şeyi kaybolsa hanımı feryadı basarmış. Adamcağız da hiç üzülmezmiş ve hanımına:
- Aman hanım, eğer o bize helâlinden bir şeyse Allah ya onun daha iyisini verir, veya onu buldurur, dermiş.

Adamcağız bir gün şehre inip öküzlerini sattıktan sonra öküzlerin parasını ve bir miktar da biriktirdiği yüz altınını mola verip oturduğu bir çeşmenin başında unutmuş. Eve gelince durumu fark etmiş. Karısına haber vermeden hemen dönüp çeşmenin başına varmış. Fakat altının yerinde yeller esiyormuş. Hani ya kendisi de üzülmeden edememiş. Tabii hanımı duyunca büsbütün hasta olmuş. Bu adam bir gün kırda bir kuyudan su çekerken başındaki sarığını kuyuya düşürmüş. Hemen sarığını almak için kuyuya inip kuyunun içinde bir beze sarılı yüz altın bulmasın mı? Sevinçle yukarı çıkmış. Meğer altınları ilk kaybettiğinde bir çoban altınları bulmuş, eşkıyalar gelirken benden altınları alır diye kuyunun içine atmış eşkıyalar da hiç para bulamayınca çobanı bir güzel dövmüşler ve hasta etmişler. Bir kaç gün evden çıkmamış ve kuyudan altınları gidip de alamamış. Dindar köylüye altınları böylece geri gelmiş. Köylü ve hanımı Allah'a hamletmişler.

Yorum (yok) Yorum yaz!

YETER Kİ KALBİ KIRILMASIN

Yeterki kalbi kırılmasın

Bir hükümdarın  pek çok cariyeleri vardı. İçlerinde pek güzel dilberler bulunmasına rağmen, siyah bir cariyeye daha fazla alaka ve sevgi gösterirdi. Diğerlerinin bunu çekemediğini fark eden padişah, bir gün kendilerine üzeri mücevheratla süsülü birer kristal bardak vermişti. Manevi değeri yanında maddi kıymeti de pek yüksek olan bu bardakları ellerinde tutan cariyeler, hayranlıkla bakarlarken padişah:
- Herkes elindeki  bardağı yere vurup kırsın, demişti. Güzel cariyeler hediyelerini sinelerine bastırarak:
- Efendimizin bu kadar değerli bir hediyesini nasıl kırabiliriz! dediler. Siyah cariye ise padişahın emrini, hiç tereddüt etmeden ve vakit kaybetmeden der'akab yerine getirdi. Barfdak yere çarpılmış ve param parça olmuştu. Padişah siyah cariyeye hitaben:
- Diğer cariyelerim bu kadar kıymetli bardağı kıramadıkları halde sen neden kırdın? dedi. Siyah cariyenin verdiği cevap ise çok takdire şayandı:
- Bana efendimin kalbi lazım, kadehin ne kıymeti olabilir. Yeterk ki onun kalbi kırılmasın!
Hükümdar, bu cevabın içerisinde diğerlerine gereken dersi vermiş  bulunuyordu.

Yüzü göze fakat özü çirkin bir kadın, kocasının kalbini kırmaya devam ettikçe, kalbte açtığı yaraya güzellik olamaz

Yorum (yok) Yorum yaz!

AHDE VEFA

Hz. Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç
girerler. Derler ki :
-"Ey halife, bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü.
Ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin." Bu söz üzerine Hz. Ömer suçlanan gence
dönerek :
- Söyledikleri dogru mu diye sorar ,

Suçlanan genç der ki :

-evet dogru.

Bu söz üzerine Hz Ömer anlat bakalım nasıl oldu diye sorar:

Bunun üzerine genç anlatmaya başlar, der ki :

-"Ben bulunduğum kasabada hali vakti yerinde olan bir insanım

ailemle beraber gezmeye çıktık, kader bizi arkadaşların bulundugu yere getirdi.

Affedersiniz hayvanlarımın arasında bir güzel atım var ki dönen bir
defa
daha bakıyor, hayvana ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden
meyva
koparmasına engel olamadım, arkadaşların babası içerden hışımla
çıktı atıma
bir taş attı atım oracıkta öldü.
Nefsime bu durum agır geldi, ben de bir taş attım, babası
öldü. Kaçmak istedim fakat arkadaşlar beni yakaladı, durum bundan
ibaret"
dedi.
Bu söz üzerine Hz Ömer

- "Söyleyecek bir şey yok, bu suçun cezası idam.Madem suçunu da kabul ettin"
dedi.

Bu sözden sonra delikanlı söz alarak

-"Efendim bir özrüm var" diyerek konuşmaya başladi

- "Ben memleketinde zengin bir insanım, babam rahmetli olmadan bana
epey
bir altın bıraktı.Gelirken kardeşim küçük olduğu için saklamak
zorunda kaldim.

Şimdi siz bu cezayı infaz ederseniz yetimin hakkını zayi
ettiğiniz için

Allah(cc) indinde sorumlu olursunuz, bana üç gün izin
verirseniz ben
emaneti kardeşime teslim eder gelirim, bu üç gün içinde yerime
birini
bulurum" der.
Hz. Ömer dayanamaz der ki :

-"Bu topluluğa yabancı birisin, senin yerine kim kalir ki?!"
Sözün burasinda genç adam ortama bir göz atar, der ki:

- "Bu zat benim yerime kalir." O zat Hz. Peygamber Efendimizin
(sav) en iyi
arkadaslarindan daha yaşarken cennetle müjdelenen Amr Ibni As' dan
baskası
değildir.

Hz.Ömer Amr'a dönerek,

- "Ey Amr, delikanliyi duydun" der.

O yüce sahabi

-"Evet, ben kefilim" der ve genç adam serbest bırakılır.
Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzere ama gençten bir
haber yoktur. Medine'nin ileri gelenleri Hz. Ömer'e çıkarak genc'in
gelmeyeceği, dolayısıyla Amr Ibni As'a verilecek idam yerine
maktülün
diyetini vermeyi teklif ederler, fakat gençler razı olmaz ve
babamızın kanı
yerde kalsın istemiyoruz derler.

Hz. Ömer kendinden beklenen cevabi verir der ki :
"Bu kefil babam olsa farketmez cezayi infaz ederim."
Hz Amr Ibni As ise tam bir teslimiyet içerisinde der ki :
-"Biz de sözümün arkasındayız."

Bu arada kalabalıkta bir dalgalanma olur ve insanların arasından
genç
görünür. Hz. Ömer gence dönerek derki evladım gelmeme gibi önemli
bir
nedenin vardi neden geldin?" Genç vakurla başını
kaldırır ve (günümüz insanı için pek de önemli olmayan)
"AHDE VEFASIZLIK ETTİ" demeyesiniz diye geldim der.
Hz.Ömer başını bu defa çevirir ve Amr Ibni As'a der ki :

-"Ey Amr, sen bu delikanlıyı tanımıyorsun nasil oldu onun yerine kefil oldun".
Amr Ibni As Allah kendisinden ebediyyen razi olsun, vakurla
kanımızı
donduracak bir cevap verir,

-"Bu kadar insanın içerisinden beni seçti.
"İNSANLIK ÖLDÜ "dedirtmemek için kabul ettim" der.
Sıra gençlere gelir, derler ki :

-"Biz bu davadan vazgeçiyoruz."

Bu sözün üzerine Hz Ömer :

-"Ne oldu, biraz evvel babamızın kanı yerde kalmasın diyordunuz ne
oldu da
vazgeçiyorsunuz?"der.
Gençlerin cevabıda dehşetlidir :

-"MERHAMETLİ İNSAN KALMADI" DEMEYESİNİZ DİYE

Yorum (yok) Yorum yaz!

HANİ SÖZ VERMİŞTİK ?

HANİ SÖZ VERMİŞTİK ÂLEM-İ ERVAHTA.

BELA” DEMİŞTİK. “ENESTUBİRABBİKÜM” SUALİNE

YARATICI RIZIK VERİCE VE YEGÂNE KANUN KOYUCU OLARAK, ALLAHTAN BAŞKA İLAH, ÖNDER OLARAKTA ONUN RESLUNDEN BAŞKASINI TANIMAYACAKTIK.

HANİ SÖZ VERMİŞTİK. ERKAMIN EVİNDE,

HANGİ ŞART VE ORTAMDA OLURSA OLSUN, İLAH-İ KELİMETULLAH MİSYONUNU YÜRÜTECEK, MÜSİBETLERDEN YILMAYACAK, HİÇ BİR TEHTİDDEN KORKMAYACAK, GEREKİRSE ÖLÜMLERİN EN GÜZELİNE TALİP OLACAKTIK.

HANİ SÖZ VERMİŞTİK AKABE TEPESİNDE.

KENDİMİZİ VE AİLEMİZİ KORUDUĞUMUZ GİBİ, KANIMIZLA, MALIMIZLA VE CANIMIZLA KORUYACAKTIK RESULULLAHI.

HANİ SÖZ VERMİŞTİK. AKABE TEPESİNDE.

DOĞRU OLAN HER ŞEYDE RESULE İTAAT EDECEKTİK. RABBANİ DAVAYI, ELDEN ELE GÖNÜLDEN GÖNÜLE BALÇIKLA SIVANMAYAN HAKİKAT GÜNEŞİNİ, CİHATSIZ VE ŞEHADETSİZ BIRAKARAK, LEKELEMİYECEKTİK.

HANİ SÖZ VERMİŞTİK MEDİNEDE.

HANİ SÖZ VERMİŞTİK, DÜNYA KARDEŞLİĞİNİN EN GÜZEL TEŞEKKÜL ETMEYE BAŞLADIĞI MEDİNEDE.

KIYAMETE KADAR TÜM MÜSLÜMANLAR KARDEŞ OLACAKTI, VE BİZLER.. VE BİZLER MUHAKKAK Kİ, MÜ’MİNLER KARDEŞTİR FERMANI İLAHİSİNE, GÖNÜLDEN BAĞLANACAK, VÜCÜDÜN AZALARI GİBİ BİRBİRİMİZİN DERTLERİYLE DERTLENİP SEVİNÇLERİMİZE ORTAK OLACAK, “KOMŞUSU AÇ İKEN TOK YATAN BİZDEN DEĞİLDİR” DÜSTURUNA, EVRENSEL KOMŞULUK BİLDİRİSİNE, KARDEŞLİĞİN EN ATEŞİ OLARAK BAKACAKTIK.

HANİ SÖZ VERMİŞTİK RIDVANDA.

BAŞIMIZI TUTAMAYAN ELLERİMİZİ KÖKÜNDEN KURUTACAKTIK. NEMLENMEMİŞ BİR GÖZÜ YARA ALMAMIŞ, ÇİLE ÇEKMEMİŞ BİR BEDENİ MEVLAYA SUNMAYACAKTIK. MÜCADELESİZ VEVUSLATA ÖZLEMSİZ GEÇEN BİR GÜNÜ YAŞANMAMIŞ KABUL EDİP, DOĞARKEN NİŞANLANDIĞIMIZ ÖLÜMLE, CİHAT MASASINDA ŞAHADET GÖMLEĞİNİ GİYEREK NİKÂHLANACAĞIMIZ GÜNÜN HASRETİYLE YANIP TUTUŞACAKTIK.

HANİ SÖZ VERMİŞTİK.

AYAKLARIMIZI VURA VURA MEKKEYE GİRERKEN, DİNİME, NAMUSUMA GÖZ DİKEN ZALİMLER TEKRAR İŞ BAŞINA GELİRSE, MUKADDES BELDELERE, EBREHELER TEKRARA SALDIRIRSA, BİZDE KANATLANIP UÇACAK MEVLAMIZIN EBABİL KUŞLARI OLMAYA TALİP OLACAKTIK.

HANİ SÖZ VERMİŞTİK VEDA HACCINDA RESULULLAHA CAHİLİYE ADETLERİNİ BİR DAHA DİRİLTMEMEK ÜZERE KÖKÜNDEN KURUTACAKTIK. MİRAS BIRAKILAN EMANETLERE SIMSIKI SARILACAK AHKÂM-I KUR’AN-I’YEYİ TÜM DÜNYAYA HÂKİM KILACAKTIK.

AHDE VEFA GÖSTEREMEDİK ALLAH’IM

ZİHİNLERDE Kİ HATIRASINI ÇOKTAN SİLMİŞTİK,

ŞEHADET Mİ?

ÇOK UZAKTI BİZDEN, TANIMIYORDUK ONU, SÖZLÜKLERİMİZDEN BİLE ÇIKARMIŞTIK. ÇİLE ÇEKMEYE YANAŞMADIK.

ÖYLE EĞİLDİK, ÖYLE EĞİLDİK Kİ; DOĞRULACAK NE BİR BELİMİZ, KALDIRACAK NE BİR BAŞIMIZ KALDI.

UTANIYORUZ ALLAH’IM

NEMLENMEMİŞ BİR GÖZLE, YARA ALMAMIŞ BİR BEDENLE HUZURUNA VARMAYA, UTANIYORUZ. AHDE VEFA GÖSTEREMEDİK ALLAH’IM, BUNU BİLİYORUZ.

AMA ŞUNUDA BİLİYORUZ Kİ; RAHMET DERYANDA UFACIK BİR DAMLAYIZ.

YÜZÜMÜZ YERDE AMA…

AFFET ALLAH’IM AFFET

Yorum (yok) Yorum yaz!

YEŞİL ELBİSE

YOLDA KARŞILAŞTIKLARINDA EZAN OKUNUYORDU.

GEL SENİ CAMİYE GÖTÜREYİM DEDİM. BUGÜN CUMA BİLİYORSUN,

SENDE BENİM CAMİYE GİTMEDİĞİMİ BİLİYORSUN DEDİ,

BİLİYORUM AMA SEBEBİNİ GERÇEKTEN MERAK EDİYORUM,

NE BİLEYİM OLMUYOR İŞTE, HEM PANTOLONUMUN ÜTÜSÜ BOZULUP DİZLERİ ÇIKIYOR.

GAYRI İHTİYARİ GÜLMEYE BAŞLADIM

HER HALDE ŞAKA YAPIYORSUN BUNUN İÇİN CAMİ TERKEDİLİR Mİ?

CİDDİ SÖYLÜYORUM, GİYİMİME VE ÖZELLİKLE YEŞİLE DÜŞKÜN OLDUĞUMU BİLİRSİN.

GERÇEKTENDE ÖYLEYDİ, GİYDİĞİ BİRBİRİNDEN GÜZEL ELBİSELERİNİ MUTLAKA YEŞİLİN BİR BAŞKA TONUNDA SEÇER VE HER ZAMAN ÜTÜLÜ TUTARDI.

PEKİ, HAYATINDA HİÇ CAMİYE GİTTİN Mİ?

ÇOCUKKEN DEDEMLE BİR KAÇ KERE GİTMİŞTİM. HEM O YAŞLARDA DİZLERİM AŞINACAK DİYE ENDİŞE ETMİYORDUM. FAKAT ARTIK CAMİYE GİDEBİLECEĞİMİ PEK ZANNETMİYORUM.

SÖYLEDİKLERİ BENİ SON DERECE ŞAŞIRTMIŞ VE BU KONUYU AÇTIĞIMA BENİ PİŞMAN ETMİŞTİ, DAHA SONRA EL SIKIŞIP AYRILDIK. ONUNLA KONUŞMAMIZDAN İKİ AY SONRA KENDİSİNİN CAMİDE OLDUĞUNU SÖYLEDİLER, HEMEN GİTTİM, BAHÇEDE NAMAZ SAFLARININ EN ÖNÜNDE DURUYORDU. YİNE ÜZERİNDE YEŞİLLER VARDI, YAVAŞÇA YANINA YAKLAŞTIM VE KISIK BİR SESLE;

HANİ CAMİYE GELMEYECEKTİN?

HİÇ SESİNİ ÇIKARMADI, ÇÜNKİ MUSALLA TAŞININ ÜSTÜNDE YEŞİL ÖRTÜLÜ BİR TABUT İÇİNDE YATIYORDU

Yorum (yok) Yorum yaz!

BİR BOŞANMA DAVASI

GÖZLERİNDEN İKİ DAMLA YAŞ DAMLIYORDU MAHKEME SALONU GÜN ORTASI TENHALIĞINDAYDI. İLGİNÇ BİR DAVA OLMADIĞI İÇİN SALONDA FAZLA BİR İZLEYİCİ YOKTU. GECECİK HÂKİM SALONA GİRDİ. ÖNÜNDEKİ DOSYAYA BİR GÖZATTI; “YİNE BOŞANMA DAVASI HA!” BAŞINI KALDIRDI. BAKIŞLARINI DAVALIYA DAVACIYA ÇEVİRDİ. İKİSİ DE 70’İNİ AŞKIN GÖRÜNÜYORDU. ŞAŞKINLIK İÇİNDE SORDU: “BOŞANMAK MI İSTİYORSUNUZ” YAŞLI KADININ GÖZLERİ DOLUYDU. KIRPIŞTIRA KIRPIŞTIRA TORUNU YAŞINDAKİ HÂKİME BAKTI VE İNİM İNİM BİR SESLE HİKÂYESİNİ ANLATMAYA BAŞLADI:

         “BU GÖRDÜĞÜN ADAMLA 50 YILKADAR ÖNCE EVLENDİK YAVRUM! EVLENDİĞİMİZİN BİRİNCİ YILDÖNÜMÜNDE KOCAM OLACAK BU ADAM BANA SEDEF ÇİÇEKLERİNDEN OLUŞAN İR BUKET VERDİ. ONLARI ÖYLE ÇOK SEVDİM Kİ, YAPRAKLARINDAN YENİ SEDEF ÇİÇEKLERİ ÜRETTİM. ZAMANLA ÇOĞALDILAR. ÇOCUĞUMDA OLMADIĞI İÇİN BÜTÜN SEVGİMİ ONLARA YÖNELTMİŞTİM. İSİMLER BİLE TAKMIŞTIM.” GÖZLERİNİ SİLDİ: “HERGÜN SEDEF ÇİÇEKLERİMİ SULUYOR, TOPRAĞINI HAVALANDIRIYOR, SEVİP OKŞUYOR VE ONLARLA KONUŞUYORDUM. BİRGÜN BAKTIM YAPRAKLARI SARARMAYA BAŞLADI. KOCAM BAHÇIVANDIR. ÇİÇEKLERİMİN NEDEN SARARIP SOLDUKLARINI SORDUM. BANA DEDİ Kİ: “SEDEF ÇİÇEKLERİNİ GÜNDÜZ DEĞİL, GECE YARISINDAN SONRA SULANIRMIŞ. BUNU DUYDUĞUMDAN BERİ HASTALIKTA SAĞLIKTA, SOĞUKTA SICAKTA, TAM 50 YIL BOYUNCA HER GECE SABAHA KARŞI SAAT 2’DE YATAĞIMDAN KALKIP EVLATLARINI EMZİREN ANNE HASSASİYETİ İÇİNDE SEDEF ÇİÇEKLERİNİ SULADIM. BU BENİM KOCAM OLACAKADAM, “BİR GECE DE BEN KALKAYIM, KAIMA YARDIMCI OLAYIM!” DEMEDİ. HİÇBİR FAYDASINI GÖRMEDİM.” “PEKİ” DİYE ARAYA GİRDİ GENÇ HÂKİM. “BOŞANMAK İÇİN BUNCA SENE NEDEN BEKLEDİN NİNE?” YAŞLI KADIN YEMENİSİNİN UCUYLA GÖZLERİNİ SİLERKEN KONUŞTU; “AİLENİN KUTSAL OLDUĞUNU ÖĞRETTİLER BİZE EVLADIM, ZIRT PIRT BOŞANMA OLMAZ. BOŞANMAK İÇİN BIÇAĞIN KEMİĞE DAYANMASI LAZIM.!” “ANLADIM “ DERKEN GÜLÜMSEDİ HÂKİM. “PEKİ, BIÇAK KEMİĞE NE ZAMAN DAYANDI?” “BİR KAÇ GÜN ÖNCE!” DİYE SORUYA CEVAP VERDİ YAŞLI KADIN, “YORGUNLUKTAN, BELKİDE YAŞLILIKTAN O GECE UYUYA KALMIŞIMÇİÇEKLERİME SU VEREMEDİM. YAVRUCAKLAR SUSUZLUKTAN SARARIP SOLDULAR. KOCAM OLACAK ADAM, HİÇ OLMAZSA BENİ UYANDIRARAK YARDIM ETSEYDİ! AMA HAYIR! O KADAR DUYARSIZ VE UMURSAMAZ BİRİDİRKİ, UYANMIŞSA BİLE SIRF BANA YARDIMCI OLMAMAK İÇİN BENİ UYANDIRMAMIŞTIR. BÖYLE BİR ADAMLA ARTIK BİR DAKİKA BİLE EVLİ KALAMAM. ARTIK BİZİ BOŞAYIN!” KADIN SUSTU. GÖZLERİNİ TEKRAR SİLDİ. GENCECİK HÂKİM YAŞLI ADAMA DÖNDÜ; “NİNEYİ DUYDUN, SÖYLEYECEK BİR ŞEYİN VARMI?” “VAR “ DEDİ YAŞLI ADAM, KARISI TARAFINDAN AĞIR ŞEKİLDE SUÇLANDIĞI İÇİN ÖNÜNE DOĞRU BAKARAK ANLATMAYA BAŞLADI. “ASKERLİĞİ REİSİCUMHUR KÖŞKÜNDE BAÇIVAN OLARAK YAPTIĞIM SIRADA TANIDIM AYŞEMİ. ONA SEDEF ÇİÇEKLERİNDEN BUKETLER VERDİM. DELİCE SEVDİK BİRBİRİMİZİ. SONRA EVLENDİK. EVLİLİĞİMİZİN İLK YILLARINDA BOYUN AĞRISI ÇEKTİĞİ İÇİN DOKTORA GÖTÜMÜŞTÜM. DOKTOR, BOYUN KİREÇLENMESİ TEŞHİSİ KOYDU. UZUN SÜRE YATAKTA KALIRSA BOYNUNDA Kİ KİREÇLENMENİN ARTACAĞINI, BU YÜZDEN HERGECE KALKIP GEZİNMESİNİ SÖYLEDİ. FAKAT EŞİM İNATÇIDIR. DOKTORU DİNLEMEDİ. ARAMIZDA BU TARTIŞMA SÜRERKEN SEDEF ÇİÇEKLERİ YAPRAK DÖKMEYE BAŞLAMAZMI. HEMEN AKLIMA BİR CİNLİK GELDİ.; ONLARI GECE YARISINDAN SONRA SULARSA YEŞERECEĞİNİ SÖYLEDİM. BÖYLECE YATAKTA UZUN SÜRE KALMAMASINI İSTİYORDUM. ANCAK UYKUSU AĞIRDIR AYŞEMİN. BU YÜZDEN YILLARDIR SAAT 2 LERE KADAR UYUMADIM. ÇEŞİTLİ YOLLARDAN ONU UYANDIRDIM SEVDİĞİM KADINI EVLATLARI GİBİ SVDİĞİ ÇİÇEKLERİ SULARKEN GİZLİCE SEYRETTİM. AMA GEÇEN GECE YAŞLILIK İŞTE, UYANAMAMIŞIM. UYANAMAYINCADA AYŞEMİDE UYANDIRAMADIM. ÇİÇEKLER SUSUZ KALDI. BU YÜZDENDE SUÇLANIYORUM. DÜNYADA HER ŞEYDEN ÇOK SEVDİĞİM KADIN BU YÜ

Yorum (yok) Yorum yaz!

YABANCI!!!

BEN DOĞMADAN KASABAMIZA BİR YABANCI GELMİŞ. BU YABANCI GELİR GELMEZ BİRÇOK KİŞİYLE AHBABLIK KURMUŞ, BU ARADA BENİM BABAMLADA TANIŞMIŞ. BABAMLA O KADAR AHBAP OLMUŞLAR Kİ, BENİM DOĞMAMDAN BİR KAÇ AY ÖNCE BABAM ONU ALMIŞ, EVİMİZE GETİRMİŞ. YABANCI EVİMİZİ, EV AHALİSİ YABANCIYI KABULLENMİŞ. O YÜZDEN KENDİMİ BİLDİM BİLELİ O YABANCIYI EV HALKINDAN BİRİ BİLDİM BEN. ONUN SONRADAN EVİMİZE YERLEŞMİŞ BİR YABANCI OLDUĞUNU EPEY SONRA ÖĞRENDİM. DOĞRUSU BÜYÜDÜĞÜM YILLARDA ONUN AİLEDEKİ YERİNİ HİÇ SORGULAMIŞ DEĞİLDİM KALBİMDE AİLENİN HER FERDİNİ ÖZEL BİR YERİ VARDI. BENDEN 5 YAŞ BÜYÜK OLAN AĞABEYİM BENİM KENDİME ÖRNEK ŞEÇTİĞİM İNSANDI. KIZ KARDEŞİM ABİLİK ROLÜ OYNAMA İMKÂNI SAĞLADI BANA. ANNEMLE BABAM TAMAMLAYICI ÖĞRETMENDİLER. ANNEM BANA ALLAHI SEVMEYİ ÖĞRETTİ. BABAMSA ONA İTAAT ETMEYİ. HAYIR, YABANCIYI UNUTMADIM. O DA HİKÂYECİMİZDİ BİZİM. EVİMİZDE EN ETKİLEYİCİ HİKÂYELERİ O ANLATIRDI. MACERALAR, KOMİK OLAYLAR, ESRARENGİZ HADİSELER. MÜTHİŞ BİR HİKEYE KABİLİYETİ VARDI. HEM İYİ BİR OYUNCUYDU DA BİZİ SAATLERCE OYALAYABİLİRDİ. MUTFAKTA ANNEMİZİN ETRAFINDA DÖNÜP DURMAZDIK ONUN SAYESİNDE, ANNEM RAHAT RAHAT İŞİNİ GÖRÜRDÜ. YABANCI POLİTİKADAN TARİHTEN BİLİMDEN DE ANLARDI. GEÇMİŞTE OLMUŞ BİRÇOK OLAYI SU GİBİ BİLİYORDU YENİ OLAYLARI ANLATMAKTA O KADAR MAHARETLİ DEĞİLDİ MAALESEF, YİNE DE KULAĞI DELİK BİRİYDİ NEREDE NELER OLDUĞUNU ÖĞRENMEYE ÇOK MERAKLIYDI. SİZİN ANLAYACAGİNİZ ÇOK HOŞSOHBET BİRİYDİ KENDİSİ. AİLENİN HER YAŞTAN ÜYESİNE ONUUN ANLAYACAĞI DİLDEN KONUŞMAYI BİLİRDİ. EVİMİZE GELEN MİSAFİRLERLEDE HEMENCİCEK AHBABLIK KURARDI. HEPİMİZİN ARKADAŞIYDI O. BENİ FUTBOL MAÇINA İLK DEFA GÖTÜREN OYDU SİNAMAYADA BABAMLA BİRLİKTE O GÖTÜRDÜ BENİ. AMA ŞÖYLE BİRAZ BÜYÜYÜNCE ZAMAN ZAMAN CANIMI SIKMAYA BAŞLAMIŞTI ZATEN ONUN ARAMIZA GİREN BİR YABANCI OLDUĞUNU O SIRALAR KEŞFETTİM. FELAKET DERECEDE GEVEZEYDİ DOĞRUSU ÇOK KONUŞUYORDU. GEREKLİ GEREKSİZ VIR VIR EDİP BAŞIMIN ETİNİ YİYORDU KİMİ ZAMAN. ONUN GEVEZELİĞİ TUTTUĞUNDA ANNEM SESİZCE ARAMIZDAN AYRILIR KUR’AN OKURDU. AMA BABAMLA BİZ SIKSADA BİZİ ONU YALNIZ BIRAKMAMAYI TERCİH EDERDİK. ANNEMİN ONU PEK SEVMEDİĞİNİ AMA BABAMIN HATRINA ONA KATLANDIĞINI ANLADIM NEDEN SONRA. BİLMİYORUM, ODASINA KAPANIP KURAN OKUDUĞU VAKITLER”ALLAHIM! BU YÜZSÜZ HERİFİ MÜNASİP ŞEKİLDE DEFET BAŞIMIZDAN “ DİYE DUADA EDİYORDU BELKİ. İŞİN DOĞRUSU ANNEM DİNDAR BİR KADINDI EH, BABAMDA DİNDAR SAYILIRDI ANNEM KADAR DİKKATLİ DEĞİLDİ HER KONUDA AMA NAMAZINI KILAR ORUCUNU TUTARDI. ÇOCUKLARIDA DÜZGÜN TEMİZ DİNDAR İNSANLAR OLSUN İSTERDİ AMA YABANCININ BABAMA ALDIRDIĞI YOKTU ONUN BİZE VERDİĞİ ÖĞÜTLERİ KENDİSİDE DUYDUĞU HALDAE HİÇ UMURSAMAZ, DAHASI KENDİSİ LAF ARASINDA BİZE AYIP ŞEYLERDE SÖYLERDİ. GÜZEL BİR HİKÂYE ANLATIRKEN ARAYA ŞARAP KUMAR KADIN MUHABBETİ DE SOKUŞTURDUĞU OLURDU. BABAM BUNU GÖRÜRDÜ AMA NEDEN BİLMİYORUM PEKTE SES ÇIKARMAZDI KENDİSİNE. ŞİMDİ BAKIYORUMDA BENİ SİGARAYA ALIŞTIRAN ONDAN BAŞKASI DEĞİL. PAHALLI EŞYALARA MERAKIM VARSA, ONU ÇOCUKLUĞUMDAN BERİ ONLARI BALLANDIRA BALLANDIRA ANLATMASININ TESİRİ VAR BUNA DA ŞÜKÜR DİYORUM YİNEDE. ALLAHTAN Kİ ONUN ALKOL KUMAR,  AHLAKSIZLIK MUHABBETLERİNE KANMAMIŞIM. 30 KÜSÜR SENE SONRA HAYAYTIMA ŞÖYLE BİR BAKTIMDA BİZE NEŞELİ ANLAR YAŞATMIŞ OLSADA BU YABANCININ BİZİM İÇİN HİÇTE HAYIRLI BİRİ OLADIĞINI ANLIYORUM ONUNLA AYNI EVDE YAŞADIĞIM HALDE TAMAMEN YOLDAN ÇIKMAMIŞ OLMAMI ALLAHIN BİR LÜTFÜ DİYE DÜŞÜNÜYORUM AMA O ARAMIZDA OLMASAYDI ÇOK DAHA İYİ DURUMDA OLURDUM GİBİME GELİYOR. O YÜZDEN BÜYÜYÜP EVLENDİĞİMDE ONU KENDİ EVİME PEK YAKLAŞTIRMADIM ZATEN. KENDİSİ HALA BABAMLARDA KALIYOR. BABAM GİBİ ODA İHTİYARLADI AMA SANKİ HİÇ İHTİYARLAMAMIŞ GİBİ NEYSE Kİ BABAMDA SIKILMAYA BAŞLADI ONDAN ZATEN YAŞLI HALİYLE ONU KAPI DIŞARI ETMEYE KIYAMIYOR AMA ESKİSİ GİBİDE YÜZ VERDİĞİDE YOK KENDİSİNE. BENSE ACIK SÖYLİYEYİM YA DİRİ YA ÖLÜ HALDE BABA EVİDEN ÇIKACAĞI GÜNÜN ÖZLEMİNİ ÇEKİYORUM KÖTÜ BİR DÜŞÜNCE BELKİ AMA SİNİRİME DOKUNUYOR ARTIK EŞİM “ÇIKMAMIŞ CANDAN ÜMÜT KESİLMEZ” DİYOR UYARIYOR BENİ BELMEM HANGİMİZ HAKLI ÇIKACAK HA ADINIMI SOROUYORSUNUZ BU YABANCININ BİZ KISACA "TV" DİYORDUK ONA NASIL DÜŞÜNDÜRÜCÜ DEĞİL Mİ??

Yorum (1) Yorum yaz!